|
|
 |
»
Ziyaretçi defteri
|  |
|
Sende yaz
| Yazan : abdulhamit Posta : world_abdul@hotmail.com
|
25.03.2009 06:16:55 |
| selamın aleyküm bu siteye emeği geçen herkesi allah razı olsun herkese hayırlı günler |
| Yazan : necladadas Posta : necladadas@hotmail.com
|
14.02.2009 08:42:13 |
| selamın aleyküm bu sitenin açılmasında emeyi geçenlerden allah razı olsun her şey çok güzel kendimi evimde gibi huzurlu hissettim başarınızın devamını dilerim allaha emanet olun selamın aleyküm |
| Yazan : Hanzala Posta : vahdet-i_vucud@hotmail.com
|
09.02.2009 22:13:25 |
| Siteniz içerik olarak güzel olmuş Emeği geçen herkezden hak razı olsun.Şuan Yozgat Anadolu Gençlik derneğinin sitesini yapmakla meşgülüz Allah nasip ederde açarsak sizleride bekleriz inş ...Selam ve dua ile... |
| Yazan : Mustafa AKBULUT Posta : gencistikball@hotmail.com
|
23.01.2009 20:40:40 |
| A.a. siteniz çok sade ve şirin olmuş saatlerinizi zafere ayarlayın mahsun olmayın üzülmeyin allah bizimle beraberdir...Tüm dostlarmızı sitemize bekliyoruz www.haberdem.com |
| Yazan : enebilal Posta : enebilal@hotmail.com
|
20.01.2009 16:24:16 |
| sloganları sevmem ama isterim ki şu siyonistler ve yaltakçıları duysun bilsin görecek. miskin araplar yattıkları yerden seyretsin aman kalkmasın bir taş atmak içinden gelmesin amerikalı paşaları kızar yoksa. BİZ MUHAMMED ORDUSUYUZ GERİ DÖNDÜK VE YÜRÜYORUZ. BEKLEYİN BİZİ EY israil BEKLEDİĞİNİZ HERYERDE, BEKLEYİN BİZİ EY israil BEKLEMEDİĞİNİZ HERYERDE |
| Yazan : Kasım GÜRBÜZ Posta : november20042005@hotmail.com.
|
04.01.2009 21:41:18 |
| Selamun Aleykum. Saygıdeğer Tokat Anadolu Gençlik Dergisi İl Temsilcisi Mustafa Kılınç Beyefendiye,Levent GÜRLER beye ve tüm yöneticilere çalışmalarından dolayı teşekkür ederim. 5 milyonluk nüfusuyla 1,5 milyarlık islam dünyasına kafa tutarak ABD desteğinde Filistinli 1,5 milyon müslüman kardeşimize zulüm eden İsrailli Yahudi zalimleri Kahhar olan Yüce Mevlama havale ediyor ve zalimleri lanetliyorum.En kısa zamanda Filistinde Gazzede Güller açacak yetimler öksüzler gülecek..... Tüm müslümanları,Arap dünyasını birlik ve beraber olmaya daha fazla duyarlı olmaya davet ediyorum. Anadolu Genclik Dergisi İl temsilciliği olarak çalışmalarınızda başarılar diler saygılar sunarım.Yolunuz açık atiniz aydınlık olsun. Kasım GÜRBÜZ www.november2008.tr.gg Siteme tüm arkadaşlarımı bekliyorum. Baki selamlar. Fethiye-MUĞLA |
| Yazan : abdülhamit Posta : world_abdul@hotmail.com
|
01.01.2009 05:59:48 |
acaba pazar günki destek mitingine tokattan araba kalkacakmı? |
| Yazan : enes gür Posta : cihad_enes_175@hotmail.com
|
01.01.2009 00:29:39 |
Kardeşim! Mektubumu, Filistinde doktorları şehit düşen, tıbbı malzemeleri enkaz altında kalan bir hastanenin bahçesinden yazıyorum. Evlerimiz yok artık. Çarşılarımız viraneye döndü. Bütün bunlardan öte yavrularımızı kaybettik. Halimizi herkes gibi sende görüyorsun. Biliyorsun ki; İslam toprağına saldıran şu küfür yobazlarını ilk olarak sana şikayet etmiştim. Sana dair umutlarım vardı. Çünkü sen Filistin’i en az İstanbul kadar aziz gören Sultan Abdulhamid’in torunuydun. Fakat beklediğim gibi olmadı. İnkisari hayale uğradım. Anaların ağladığı, çocukların babasız kaldığı coğrafyaya gelmedin. Nasıl gelecektin ki, Abdulhamid’ten sonra devlet olmanın izzetini terk eden, mazlumlara sadece ekmek ve su dağıtan bir yardım kuruluşu haline dönmüştün. Ekmek gönderdin, su gönderdin. Halbuki ben ekmeğimi değil hürriyetimi kaybetmiştim. Senden hürriyetim için yardım istemiştim. Siyonistler yıkıyor, sonra sen yardım gönderiyor imar ediyorsun. Her defasında enkaz kaldıracak yerde bir defa da siyonizmi enkaza dönüştürmeyi düşünmeyecek misin? Biliyorum, bu mektup eline ulaşınca biraz duygusallaşacak ve gönderdiğin ekmeklerin sayılarını artıracaksın. Fakat azizim ben ekmek istemiyorum. Hani düşünüyorum da ne de çabuk unuttun Allah Resulü’nün -sallallahu aleyhi vesellem- açlıktan karnına iki taş bağlayıp cihad ettiğini. Taş bağlamak boyunlara tasma takmaktan binlerce kat daha güzeldir. Çünkü ilkinde izzet ikincisinde ise zillet vardır. Bu yüzden sen karnımdaki taşı değil, ümmetin boynunda ki modern köleliğin tasmasını düşün. Kardeşim! Uzunca bir zamandır kendi kendime bu hal neyin nesidir, bu kavga sadece benim midir diye sorup duruyordum. Geçenlerde aklıma Ebu Davud’un rivayet ettiği şu hadis geldi: “Yakında milletler birbirlerini vahşi yaratıkların hemcinslerini sofraya çağırmaları gibi sizin üzerinize davet edecekler. Sahebe: “O gün biz az mıyız Ey Allah’ın Resulü?” diye sorduğunda, Efendimiz: “Bilakis, o gün sayı itibariyle çok olacaksınız fakat selin üzerindeki köpükten farkınız olmayacak. Allah Teala düşmanlarınızın kalbinden korkunuzu söküp alacak ve içinize “vehen” koyacak. Sahabe “vehen” nedir ya Resulellah diye sorunca Efendimiz: “dünyayı sevmek ve ölümden hoşlanmamaktır.” buyurdu. Yürekleri, dünya sevgisinin kapladığını 170 limuzinle dolaşan mümin kralın boy gösterisinden daha güzel ne anlatabilir ki?! Limuzinler ve saraylar… Oradan Kudus’e, Grozni’ye gidilir ya da mustazafların çilesi anlaşılabilir mi?! İşte bunun için siz kocaman devletlerinizle sadece yardım kuruluşları olarak Filistine gelebilirsiniz. Kardeşim! Allah’tan gayri ilk ve son sığınak seni görmüş ve defalarca postacı, mektuplarımı sana taşımıştı. Bundan sonra daha yazmayacağım. Zira Filistin’de, Lübnan’da yüzlerce canımı toprağa koydum. Hanumanım yok oldu. Susuz-ekmeksiz kaldım. Zorluk namına her şey vardı. Tek sen yoktun. Bu durumda sana, yeni mektuplar yazmam zaman israfından başka ne ifade eder ki?! Kardeşim! Bir akşam üstüydü. İzlediğim batı ajanslarından şöyle bir haber geçiyordu. “Lübnan sahillerinde İsrail’in attığı zararlı atıklar arasında can çekişen hayvanlar batılı hayvan koruma dernekleri üyeleri tarafından kurtarıldı.” O an kendime döndüm ve şöyle dedim: “Madem kardeşimden müsbet bir cevap alamadım. Bu kez mektubumu şu batılı adamlara yazayım. Hani birkaç hayvan için bütün kurumlarını seferber eden çağdaş adama…” İlk mektubumu kapital gücün babası Beyazsaray’a yazdım. Başkana ulaşma ihtimali son derece düşükte olsa denemeliydim bunu. Tevafuk ya, olmaz olmuştu. İmza bekleyen evraklar arasına karışan mektup başkanın masasına kadar gelmişti. “Bu da ne?” diye sordu Bush. Bir taraftan hayretini ifade ediyor diğer taraftan da mektubu okuyordu. Okudukça keyiflendi, arada kaşlarını çattı, dudaklarını büktü, oh der gibi omuzunu salladı. İlkokul yıllarında ona aşılanan haçlı ruhu müthiş bir nefretle beynini istila etti. İşte tam bu noktada satırlara döktüğüm bütün umutları parçalayıp hizmetçinin ellerine tutuşturdu. Her ne kadar haçlı ruhunun gerçek propagandistleri olsalar da yine de insandırlar diye Vatikan’a/Papa’ya yazdım ikinci mektubu. Şüphesiz ben de biliyordum, papa gayretiyle (!) yapılan Kudüs ve Endülüs’teki Müslüman katliamlarını. Bütün bunlara rağmen beni yazmaya iten güç, Müslüman kardeşlerimin uzun bir zamandır onlarla sürdürdükleri diyalog (!) çalışmalarıydı. Belki bizi tanımışlardır, imdada koşarlar diye umutlandım, fakat nafile. Papa İsrail’e dur demek şöyle dursun sükut ederek vahşeti ikrar etti. Anladım ki Batı, bütün kurum ve kuruluşlarıyla İsrail’in gönüllü ya da ödüllü işbirlikçileridir. Kardeşim! Senden sonra daha kimlere başvurmadım ki… Fakat ağzındaki emziğiyle şehid olan 1 yaşında ki Muhammed’in acısını yüreğinde hisseden tek bir kurum bulamadım. Bütün kapılar yüzüme kapatıldı. Ne AGK’ten, ne LAHEY’den, ne AB’den, ne de BM’den olumlu bir yanıt alabildim. Kardeşim! Tel-aviv gülerken sen de gülüyorsun. Gerçi aynı şeylere gülmüyorsunuz fakat gülüyorsunuz ya… İşte beni asıl bu vuruyor. Sen gülerken Bağdat’ta, Grozni’de, Beyrut’ta, Gazze ve Türkistan’da yine yeni güller soluyor. Kardeşim! Abdulhamid’in gidişinin yani ümmetin öksüz kalışının üzerinden bir asır geçti. Yüreklerde acı o kadar taze ki sanki Sultan’ım dün gitmiş gibi… Ben yine Sultanım’ı bekliyorum. O, idealleriyle dünyamıza yeniden dönecek. İslam birliği yeniden kurulacak ve o zaman Cava Adalarından Cebelitarık’a uzanan coğrafyada bütün Müslümanlar bir kardeşlik akdi imzalayacaklar. Bu yüzden yeni mektuplarımı günde beş defa O en büyük Sultan’a (c.c.) yazıyorum: “Allah’ım ümmetin başına yeni felaketler gelmeden onların başına Sultan Hamid gibi bir halife gönder. Gönder ki sadece ekmek dağıtan yardım kuruluşları olmadıklarını anlasınlar.” Allah ve Resul davasının divanelerinden Abdullah Muhammed
|
| Yazan : sada Posta : sada_figengok21@hotmail.com
|
25.12.2008 13:30:50 |
Surda Bir Gedik Açtık Mukaddes Mi Mukaddes Ey Kahpe Rüzgar Nerden Esersen Es N.Fazıl
Allah sizden ve sizin gibilerden razı olsun |
| Yazan : cihat Posta : cihad_enes_175@hotmail.com
|
20.12.2008 13:08:27 |
ZİNDandAN MEHMED'E MEKTUP
Zindan iki hece. Mehmed'im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!
Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, almazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?
Bir idamlık Ali vardı, asıldı
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...
Müdür bey dert dinler, bugün "maruzât"!
Çatık kaş... Hükûmet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...
Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!
Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.
Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!
Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!
Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!
Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyada nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?
Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük daracık;
Dünyaya kapalı, Allah'a açık
Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu
İplik ki incecik, örer boşluğu
Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!
Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
NECİP FAZIL KISAKÜREK |
[1] 2 3 4 5 
| |
|  |
Tokat Anadolu Gençlik ( Sevdamız Türkiye ) |
 |
 |
»
< Sizin İçin >
|  |
|
| Bu Sitede Üyelerimizin Daha Rahat Etmesi İçin Üyeler Arasında Atılan Mesajlar Yöneticilerimiz Tarafından Okunup Kontrol Edilmektedir.. Zorunlu Olmadıkça Özelden Mesaj Atmayınız.. |
|
|  |
Tokat Anadolu Gençlik ( Sevdamız Türkiye ) |
 |
NAMAZ NASIL KILINIR ?
|
|